Hip Hop tarihinde bugüne kadar birçok “sıfırdan zirveye” hikayesi dinledik, bunların birçoğu da Brooklyn, Queens, Bronx ve Compton sokaklarından oldu. Conway’in hikayesi ise 1980’lerin başında, New York’un unutulmuş arka bahçesi Buffalo’da başladı. Yoksulluk oranının giderek yükseldiği, fırsat eşitsizliğinin insanları yasadışı yollara ittiği Buffalo’da büyüyen Conway, ana akım rapçilerin aksine sokak hayatını daha realist bir zemine oturttu, uyuşturucu satıcılarını ve sokaktaki yalnızlığı yüceltmek yerine, tüm gerçekliğiyle dinleyicisine anlatmayı seçti.
Sokaklardan çıkıp devasa bir müzik imparatorluğu kuran bu adamın hikayesi, sadece bir rapçinin yükselişini değil, aynı zamanda fiziksel ve ruhsal bir enkazdan doğan bir geri dönüşü de anlatıyor.
Buffalo Sokakları ve Griselda’nın Doğuşu
Buffalo, hip hop haritasına daha adını yazdıramamış, endüstriden tamamen izole bir şehirdi. Conway’in henüz ‘The Machine’ adını eklemediği ve farklı isimlerle sokaklarda müzik yaptığı dönemde takip edebileceği, örnek alabileceği biri yoktu. Yerel radyolar şarkılarını çalmıyor, demo kasetlerini verebileceği plak şirketleri bulunmuyordu. Böyle bir ortamda, kardeşi Westside Gunn ile 2000’lerin başında Griselda’nın temelini atacak olan “Street Entertainment” (kısaca SE Gang) ekibini kurdular. O günlerin Conway’i, bugünün yavaş ve harfleri yutarak fısıldayan mafya figüründen çok farklıydı. Vurulmadan önce N.W.A., Ice Cube ve Wu-Tang Clan şarkılarıyla büyümüş, klasik boom-bap beat’leri üzerinde yaptığı hızlı kelime oyunlarıyla kendini kanıtlamaya çalışan bir MC’ydi.
20’li yaşlarını hapse girip çıkarak geçiren Conway, en uzun mahkumiyeti olan 2 yıllık süreçte Sun Tzu’nun Savaş Sanatı kitabını okuyarak mentalitesini tamamen değiştirdi ve hayatta kalma mücadelesini tamamen müziğe kanalize etmeye karar verdi. Ancak onu ve ekibini müziğe en çok iten şey, 2006 yılında kuzeni Benny the Butcher’ın ağabeyi Machine Gun Blak’in sokak ortasında vurularak öldürülmesi oldu. Conway ile birlikte Benny the Butcher ve Westside Gunn’ı da etkileyen bu olay, Griselda’nın kuruluşu ve sokaklardan çekilip sanata yönelmeleri için bir milat oldu.
Ölümden Dönüş: 2012 Gecesi, Bell’s Palsy ve Diriliş
2012 yılına geldiğimizde, Conway hayatında yepyeni bir döneme başladı. Atlanta’da geçirdiği dönemin ardından Buffalo’ya döndüğü bir gece, arabasının içindeyken boynundan ve omzundan vuruldu. Bu saldırı sonucunda yüzünün sağ tarafı felç oldu ve kendisine Bell’s Palsy teşhisi kondu.
Doktorlar boynundan aşağısının felç kalabileceğini ve bir daha yürüyemeyeceğini söylüyordu. Rap kariyerinin tamamen bittiğini düşünen Conway, kendini intiharı bile aklından geçirdiği derin bir depresyonun içinde buldu. Doktorların dediği kadar olmadı, Conway mucizevi bir şekilde hayatta kaldı. İşin en çarpıcı kısmı ise hastaneden taburcu olur olmaz eve gidip dinlenmek yerine, boynunda hâlâ sargı bezleri varken doğrudan stüdyoya gidip “Dope” parçasını kaydetmesiydi. Bu şarkının kaydı, Conway’in özgüvenini toparlamış ve artık nasıl göründüğüne değil sadece sözlerinin ne kadar iyi olduğuna odaklandığı bir hale getirmişti.
Conway the Machine’in Dönüm Noktası
Kurşun yarasından sonra Conway’in sesi ve diksiyonu değişmişti, ama o tekrar eski vokaline kavuşmaya çalışmak yerine bu ‘kusurunu’ müziğinin imzası haline getirdi. Conway, The Devil’s Rejects filmindeki Kaptan Spaulding başta olmak üzere korku filmi karakterlerinden esinlenerek yeni tarzına geçiş yaptı.
2012’den sonra bir müddet yeni kimliğini oturtmaya çalışan Conway, Griselda’nın da yükselişe geçmesi ile birlikte 2015 yılında yayınladığı Reject 2 albümüyle içini döktü. “Rex Ryan” parçasında vurulduktan sonra nasıl paranoyaklaştığını ve silahını yanından ayırmadığını anlatan Conway albümün geri kalanında Buffalo’daki düzeni ve Griselda’nın bağımsız bir şekilde yükselişini ele alıyor.
2017 yılına geldiğimizde Griselda, Eminem’in plak şirketi Shady Records ile anlaşma imzaladı. Underground seviyede saygınlık kazanan ve adım adım daha büyük kitlelere kendini duyuran Westside Gunn ve Conway the Machine bu anlaşmayla birlikte daha büyük kitlelere ulaşmaya başladı. Tabii bu birliktelik başka tartışmaları da yanında getirdi, takipçilerinin büyük bir bölümünü Eminem hayranlarından oluşturan Shady Records kitlesi ile Griselda’nın kitlesi arasında uyuşmazlıklar vardı. Eminem’in albümlerde az yer alması, normalde her albümü fiziksel formatta da yayınlayan Griselda’nın bu süreçte fiziksel formatta albüm çıkarmaması ve albümlerin reklamının yeterli seviyede yapılmadığını düşünenler o dönemde bu birlikteliğin ne kadar sağlıksız olduğu ile ilgili eleştirilerini sert bir şekilde dile getirdi.
Maskenin Düşüşü: God Don’t Make Mistakes
Conway the Machine’in şimdiye kadar oluşturduğu imajını yıkan, hayranlarını ters köşe bırakan albümü ise 2022 yılında çıkardığı God Don’t Make Mistakes oldu. Şimdiye kadar kurduğu gangster imajından sıyrılan Conway bu sefer yeni doğan çocuğunun ölümünden, yeğeninin intiharından, alkolizmden ve anksiyete krizlerinden bahsetti.
Albüm boyu içini döken ve daha önce olmadığı kadar kendi özel hayatını gözler önüne seren Conway albümün kapanışında yükselişini anlatırken bir yandan da vurulmadığı senaryoyu düşünerek yine başarılı olup olamayacağını sorguluyor. Hemen sonrasındaysa şarkıya annesi dahil oluyor ve 2012’de telefonla aldığı haber sonrasında yaşadıklarını ve dualarını albümde bir kez daha dile getiriyor.
Bir Patronun Doğuşu: Drumwork
Griselda ve Shady Records dönemlerinin ardından Conway the Machine, sadece bir MC olarak kalmak istemediğini gösterdi. Kendi bağımsız şirketi Drumwork Music Group’u kurarak, patron zihniyetine evrildi. Won’t He Do It ve You Can’t Kill God With Bullets albümleri geçmişin karanlık günlerinden çıkıp lüks hayatın ve başarının tadını çıkaran bir adamın vizyonunu yansıtıyordu.
Conway the Machine artık sadece hayatta kalmaya çalışan, yüzündeki felç yüzünden kamera karşısına çıkmaktan kaçınan bir adam değil, Paris Moda Haftası’nda boy gösteren, kendi sanatçılarını sektöre kazandıran bir iş insanı kimliğine büründü. Sokaklarda başlayan hikaye, tekerlekli sandalye ile stüdyoya gidecek kadar azimli çalışma ile birleşince günümüzün en saygın bağımsız sanatçılarından birini, Conway The Machine’i ortaya çıkardı.

