Merhaba dostlarım, ben MF DOOM, hip hop dünyasının en gizemli figürlerinden biriyim. Maskemin ardındaki sırları açığa çıkarmak ve hayat hikâyemi sizinle paylaşmak için buradayım. Oturun, rahatlayın ve benimle geçmişe doğru bir yolculuğa çıkın.
Çocukluk ve Müzikle Tanışma
13 Temmuz 1971’de Londra’nın Hounslow semtinde doğdum. Aslında Amerika’da yaşayan bir ailenin çocuğuydum; annem Londra’daki akrabalarını ziyaret ederken dünyaya geldim. Annem Trinidadlı, babam Zimbabveliydi. Bebekken New York’a Long Beach’e taşındık, bu yüzden Londra’dan hiçbir çocukluk anım yok, kendimi hep New York’lu hissettim.
Çizgi roman biriktiren bir çocuktum. Çevremdekiler, soyadım Dumile’den yola çıkarak, bana “Doom” derdi. Üçüncü sınıfta DJ’lik yapmaya başladım (tabii ne kadar DJ’lik denirse). Müziğe olan tutkum o günlerde, küçük kardeşim Subroc’la birlikte başladı.
İlk Adımlar: KMD ve Zev Love X
1988’de küçük kardeşim DJ Subroc ve Rodan’la birlikte KMD’yi kurdum. Rodan’ın yerini sonradan Onyx the Birthstone Kid aldı. O günlerde Zev Love X adını kullanıyordum. 1991’de ilk albümümüz Mr. Hood çıktı.

23 Nisan 1993’te, ikinci albümümüz yayınlanmadan kısa süre önce, Subroc’a Long Island’da karşıdan karşıya geçerken bir araba çarptı ve hayatını kaybetti. 19 yaşındaydı. Black Bastards‘ı aylar süren bir çalışmayla tek başıma tamamladım ve albüm için 1994 çıkış tarihi açıklandı. Ama anlaşmalı olduğumuz Elektra Records, albüm kapağını ırkçı bulduğu için albümümüzü yayınlamadı ve rafa kaldırdı.

Albüm’ün leak’leri yıllarca piyasada dolaştı. 1998’de o dönemin kayıtlarından artan demolar ve parçalar Ruffs + Rares EP adıyla tek bir plakta toplandı. Black Bastards ise resmi olarak ancak 2000’de çıkabildi. 2001’de Sub Verse’den, 2008’de de kendi şirketim Metalface’den yeniden yayınladı.
Maskenin Ardında Yeniden Doğuş: MF DOOM
Kardeşimi kaybettikten ve albümümüz rafa kalktıktan sonra 1994’ten 1997’ye kadar sahneden çekildim. O yıllarda Manhattan sokaklarında dolaştım ve bir evsiz gibi banklarda uyuduğum geceler oldu.
1998’de New York’ta Nuyorican Poets Café’deki open-mic gecelerine yüzümü çorapla örterek çıkmaya başladım. Yaklaşık 3 yıl süren kayboluşumdan sonra bu yeni kimliğe bir ad ve bir yüz gerekiyordu. Çocukluğumdan beri hayranı olduğum, hatta çizgi romanlarını topladığım Marvel’ın kötü adamı Doctor Doom’dan ilham aldım ve MF DOOM olarak yeniden başladım. Çorapla başlayan yüzümü kapatma huyumsa yıllar geçtikçe şeklini alsada çıkış noktası Gladiator filminde Maximus’un taktığı maske oldu.



Maskeyi hayatım boyunca özel hayatım, karakterim ve müziğim arasındaki bir bariyer olarak kullandım.
Solo Kariyer ve Karakterler
1997’de tekrar mikrofon başına geçmemle birlikte aldığım single kayıtlarını Rock Steady Crew’dan Bobbito Garcia’nın şirketi Fondle ‘Em Records’da yayınlamaya başladım. yayınladığım 3 Single kendimi kanıtlamama yetti ve ilk albüm anlaşmamı kaptım. İlk solo albümüm Operation: Doomsday 19 Ekim 1999’da çıktı. İlk Solo albümüm olması vesilesiyle kapağını da biraz kişisel yapmak istedim ve adımı seçerken esinlendiğim Doctor Doom’un çizgi filmden bir sahnesine yer verdim. Daha sonrasında telif ile alakalı problem yaşayınca albüm kapağında ufak revizelere gitmek durumunda kaldık. Albümde Monsta Island Crew’dan arkadaşlarım bana eşlik ederken King Geedorah karakterimi de ilk defa dinleyiciyle buluşturmuş oldum.


Bir sonraki albümümü hazırlarken bir yandan da boş durmayarak önce MF Grimm’le MF EP’yi sonra The Prof. ile The Prof. Meets The SUPER VILLAIN EP’lerini yayınladım.

2003 yılının başında, Madlib ile birlikte yaptığımız Madvillainy albümümüz çalındı ve leaklendi. Daha sonrasında kült olacağından habersiz olduğumuz albümümüzün daha bitmeden demo haliyle dinleyiciyle buluşması hevesimizi kırdı ve solo projelerimize odaklandık.
Operation: Doomsday’de duyurduğum alter ego’mun bu kadar ileriye gideceğini muhtemelen kimse tahmin etmiyordu ama 2003’te King Geedorah kendi albümünü yayınladı: Take Me To Your Leader. Bu karakterimin adını seçerken Godzilla’nın kötü karakteri üç başlı King Ghidorah’dan esinlendiğimi göz önünde bulundurursak, albüm de tam olarak bu karakteri anlatıyordu.

Aynı yıl, bir başka alter ego’m, Viktor Vaughn adıyla ilk albümü olan Vaudeville Villain‘i çıkardım. Bu isim de Doctor Doom’dan geliyordu; Doom’un gerçek adı Victor von Doom’du, ben de Viktor Vaughn’u onun gençliği olarak kurguladım: maskeyi takmadan önceki, daha agresif ve umursamaz halim. Viktor Vaughn sadece rap yapmaya odaklanıyordu, bu yüzden albümün prodüksiyonlarını başka yapımcılara bıraktım.

Madvillainy, MM..FOOD ve İşbirlikleri
23 Mart 2004’te Madlib’le geçtiğimiz yıl çalınan ve sızdırılan albümümüz Madvillainy‘yi yayınladık. 2002’de başlayan kayıt sürecimizde Madlib yüzlerce beat yaptı, bu beatlerin bır kısmı daha sonrasında J Dilla ile olan Champion Sound albümünde kullanıldı. Albümün çıkmadan önce sızması beni daha yavaş ve rahat bir akışa yöneltti ve ben vokallerimi yeniden kaydettim. Sonuç, Madvillain olarak Madlib ile birlikte alternatif hip hop’ta yeni bir sayfa açtık.

Aynı yıl, Madvillainy’den aldığımız rüzgarı kullanmak yerine Viktor Vaughn’ın ikinci albümü VV:2‘yi çıkardım. Bu albümle birlikte sadece vokale odaklanan ve prodüksiyonu başkalarına bırakan Viktor Vaughn’un solo albüm kariyerinin de sonuna gelmiş bulunduk.

Yılın sonunda, Kasım 2004’te, tekrar MF DOOM’a döndüm ve ikinci albümüm MM..FOOD, Rhymesayers’tan çıktı. Albümün adı MF DOOM’un anagramı. Parçaların adları yemek ya da mutfakla ilgili. Sözlerin çoğu da yemek üzerinden kurulmuş metaforlarla hayattan olayları anlatıyor. 48 dakikalık albümün çoğunluğunun prodüksiyonu da benim elimden çıktı. Yeterince dikkatliyseniz kapakta bazı tanıdık simalar görebilirsiniz.

MM..FOOD iki farklı online satış mağazasındada iki ayrı bonus diskle satıldı. HipHopSite.com ve Sandbox Automatic albümün yanında Mm..LeftOvers ve Mm..More Food adlı iki bonus CD gönderdi. Mm..LeftOvers CD’sinde albümden artakalan parçalar ve remiksler varken Mm..More Food CD’sinde ise benim ve arkadaşlarımın yayınlanmayan parçaları yer alıyordu. Tatlı bir detay olarak da Mm..LeftOvers CD’sinin arka kapağına ‘Villainous Mac & Cheese’ tarifi ekledik.


2005’te Danger Mouse’la DANGERDOOM olarak The Mouse and the Mask albümünü çıkardık. Albümü Cartoon Network’ün Adult Swim yayıncısıyla birlikte hazırladık ve Aqua Teen Hunger Force karakterleri albümde yer aldı. Albümün tüm prodüksiyonunu Danger Mouse’a emanet ettim ve ben sadece rapime odaklandım. Avrupa ve Amerikaya iki farklı kapakla çıkardığımız albümün bir şarkısında eski dostum MF Grimm’e de laf atarak aramızda soğukluğu göz önüne taşımış bulundum. DANGERDOOM olarak bir sonraki sene Occult Hymn EP’sini çıkardık. ücretsiz indirilmek üzere Adult Swim’den yayınlanan albümümüzde sadece 2 yeni şarkı çıkardığımız ve devamını remix ve skit’lerden oluşturduğumuz için medyada pek de ses getirmedi.


Metal Fingers, Special Herbs ve DOOMSTARKS
Rap yazarken beat yapmayı da bırakmadım. 2001’de Metal Fingers adıyla Special Herbs adlı enstrümantal serime başladım. Parçaların isimlerini kendimce baharatlar ve otlarla isimlendirdim. Bağımsız ve underground label’larla çalıştığım için özellikle Vol.1’deki bazı parçalar Vol.2 plağında da yer aldı. Albümlerde bazı eski şarkılarımın beatlerine yer verdim, bazı beatleri ise sonraki yıllarda üzerine rap yapmak için kullandım, sonuçta beat’i yapmış ve yayınlayacak kadar beğenmişim, neden üzerine rap yapmayayım ki?

2004 yılında, bu enstrümental albümlerden esinlenerek MF Grimm’le ortak bir albüm yaptık, Special Herbs + Spices Volume 1, tabii bu isimlendirmeyi yaparken daha çok ortak iş yapacağımızı düşünmüşüz ki adına Volume 1 demişiz. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Adından da az biraz anlaşılabileceği üzere, albümün sadece prodüksiyonunda yer alıyorum, üzerindeki rapler ise çoğu zaman freestyle olarak MF Grimm’den geldi.

Bu beat’ler zamanla benim kişisel beat’lerim olmaktan çıktı ve başka isimlerde üstüne girdi. Masta Ace’in MA_DOOM: Son of Yvonne (2012) albümünün beat’lerinin tamamı bu seriden. Joey Bada$$ da “World Domination” ve “Oh Dear” gibi parçalarında bu beat’lere rap yaptı. 2013’te alt grup olarak Ghostface’den önce sahneye çıkan Bishop Nehru’yla tanıştık ve hızlıca ortak bir iş çıkardık, NehruvianDOOM, bu albümdeki çoğu beat’i de Special Herbs serim için hazırlamıştım, küçük değişikliklerle albümümüzü hazırladık, albümün kapanış parçasında ise prodüksiyon koltuğunda bana Madlib eşlik etti.
Belki de benim en beklenen iş birliklerimden biri, Ghostface ile olan DOOMSTARKS, oluşumuz. Ghostface 2004’te Linkin Park’ın Projekt Revolution turnesindeyken bir Metal Fingers CD’sine denk gelmiş ve menajerinden bana ulaşmasını istemiş. daha o yıllarda tanıştık ve 2006’da Ghostface’in Fishscale ve More Fish albümlerinde prodüksiyon koltuğunda yer aldım.

Ghostface’le birlikte 2006’da Swift & Changeable albümümüzü duyurduk. Yaklaşık 7 senede sadece 2 single çıkardık, biraz benim uyuşukluğumdan kaynaklı tabii bu. Daha sonraki yıllarda Ghost’la sahnelerde bir araya gelsek de albümümüz hiç çıkmadı. kayıtlı olan şarkıların akıbeti ise ben artık bu dünyada olmadığım için ailem tarafından yönetiliyor. Bu arada, umarım herkes Ghostface’in kendinden Tony Stark diye bahsettiğinden ve Ironman diye bir albümü olduğundan haberi vardır.
MM…Food’dan tam 5 sene sonra, araya bu kadar olay ve farklı albüm duyuruları girmesine rağmen 2009 yılında yeni bir solo albüm yayınladım: Born Like This. Albümün çoğunun prodüksiyonunu üstlensem de Madlib ve J Dilla da bana albüm sürecinde destek oldu.
Anılar ve Sahne Hikâyeleri
2007 yılının ortalarından itibaren, bazı konserlerime başka insanları yollamaya başladım, maskeyi taktıkları sürece kimse içinde ben mi varım başkası mı bilemeyecekti sonuçta. E konserlere gelenler de teknik olarak müziğimi dinlemeye geliyor olması lazım, nur cemalimi görmeye değil. Bunu MF DOOM karakterinin mantıksal bir uzantısı olarak görüyordum. Ben bu karakterin hem yazarı hem yönetmeniyim, rolü kimin oynayacağına da ben karar veririm. Bir DOOM konserine müzik dinlemeye gelin, belirli bir kişiyi görmeye değil, derdim. İzleyiciler çoğu zaman bu fikre pek ısınmadı.
DOOMposter (veya DOOMbot) olaylarının en kaotiklerinden biri Şubat 2010’da Mos Def’le Chicago, Toronto ve New York’u kapsayan ortak bir tura çıkışımızdı. Chicago’da sahnedeki kişinin sahte olduğu haberleri ertesi gün bloglara düştü, organizatör DOOMbotları doğruladı, ekibim ise yalanladı. Mos Def turdan ayrıldı.
Turnenin devamında 25 Şubat’ta Toronto’daki Kool Haus’ta ise hikâye şöyle gelişti: Atlanta’dan son uçakla geliyordum ve kapılar açıldıktan saatler sonra, gece yarısını biraz geçe, DJ’im beat’leri başlattı. Turuncu ceketli, maskeli biri sahneye çıkıp Madvillainy‘den “Accordion”u okumaya başladı. Salondan “Bu DOOM değil!” diye bağıranlar oldu. Tam o sırada mekanın diğer ucundan yeşil ceketimle olan biteni izliyordum.
Bu şakayı herkes sevmedi. Konser yaklaşık kırk dakika sürdü ve o günkü eleştiriler ağırlıklı olarak olumsuzdu. Ama Toronto’luların çocuklarına, hatta torunlarına anlatabilecekleri bir hikayesi oldu.
Amerika Macerası ve Sürgün
Hayatımın büyük kısmını Amerika’da geçirdim ama bilinenin aksine hiçbir zaman Amerikan vatandaşı olmadım, hep İngiliz kaldım. Üç yaşımdayken kalıcı oturum hakkım onaylanmıştı, ama ailemin parası evrakları tamamlamaya yetmedi. 2004’te kalıcı oturum için başvurdum, 2005’te başvurum reddedildi.
2010’da çıktığım Avrupa turnesinin dönüşünde Amerika’ya alınmadım. Vatandaşlığı ve oturumum olmadığı için ABD yönetimi ülkede kaçak yaşadığıma karar verdi (hakl olabilirler) ve beni ülkeye almadı, Böylece İngiltere’ye yerleşmek zorunda kaldım ve eşimden, çocuklarımdan yaklaşık iki yıl ayrı yaşadım. 2012’de ailem Londra’ya, yanıma taşındı.
Bu ‘sürgün’den sonraki ilk albümüm 2012’de Jneiro Jarel’le JJ DOOM olarak çıkardığımız Key to the Kuffs albümü oldu. bundan 2 yıl sonraysa birlikte Bookhead EP’yi de yayınladık.

Kariyerimin ben hayattayken çıkan son projesiyse, Czarface (Inspectah Deck, 7L & Esoteric) ile çıkardığım ilk albüm Czarface Meets Metal Face oldu. her ne kadar daha öncesinde bazı parçalarda buluşsak da bu sefer birlikte bir albüm yapmıştık ve bu iki taraftan da heyecanla karşılandı. Czarface’in de kendi işlerinde çok fazla çizgi romanlara yer verdiklerini göz önünde bulundurursak aynı sayfayı yakalamamız pek de zor olmadı ve ortaya her iki tarafı ve ardından dinleyici tatmin eden bir albüm çıkmış oldu.

Czarface’le ilk albümümüzden sonra ikinci bir albüm için çalışmaya başladık, tabii malum sebeplerden dolayı uzaktan çalışıyorduk. Nisan 2020’de kaydettiğimiz albümü hızlıca çıkarmak isterken araya pandemi girdi ve yaklaşık 1 sene sonra yayınladık, tabii bu arada ben hayatımı kaybetmiştim bile. 2 Parttan oluşan Super What? albümünün bir tarafı DOOM diğer tarafıysa ise Czar adını taşıyordu, albümün yanında Czarface’den Esoteric’in yazdığı Benjamin Marra’nın çizdiği bir çizgi roman da satışa çıktı. Albümün kapağı ise 1964 Daredevil çizgi roman serisinin 216. sayısının kapağından ilham alarak bize uyarlandı.

Veda ve Miras
Ekim 2020’de solunum sorunlarıyla Leeds’teki St James’s Üniversite Hastanesi’ne yattım. Kısa süre önce yazılan bir tansiyon ilacına nadir ve ağır bir tepki vermiştim, bu tepkinin adı anjiyoödemdi. 31 Ekim 2020’de 49 yaşında hayatımı kaybettim. Pandemi kısıtlamaları yüzünden eşim Jasmine son günüme kadar yanıma bile gelemedi ve hastanede bir başıma kaldım.
Ailem haberi iki ay sonra, 31 Aralık 2020’de duyurdu. Ölüm nedenimi ailem yaklaşık 3 yıl sonra kamuoyuyla paylaştı. Ailem hastanede aldığım bakımla ilgili kaygılarını dile getirdi, hastane yönetimi ise bir süre sonra bakımın yetersiz olduğunu belirterek özür diledi.
Geriye müziğim, beat’lerim ve maskem kaldı. Maske sneaker kültürüne bile uzandı: 2007’de Nike SB bana ulaşarak özel bir Dunk High modeli çıkarmak istedi. Tasarımında beni tamamen özgür bıraktılar, aklımıza bazı uçuk fikirler de gelse sonunda yaptığımız işten memnunduk. Bu ayakkabı De La Soul’dan sonra Nike SB’nin bir hip hop figürüyle yaptığı ikinci iş birliğiydi ve günümüzde hala değerini koruyan ayakkabılardan biri.




Zev Love X’ten MF DOOM’a geçtiğim günden beri hip-hop’ın kötü adamıydım. Karakteri yazan, yöneten ve oynayan bendim; her zaman bir sonraki adımımın tahmin edilememesi için çalıştım. Şimdi yukarıda oturmuş, çizgi romanlarımı okuyarak sizi izliyorum.
Bundan sonra da adımız yazarken büyük harflerle yazmayı unutmayın.
MF DOOM

